17 Haziran 2014 Salı

Bir Japon Gözünden Drogba

Öncelikle şunu belirtmeliyim: Japonsever bir insan olarak bu yazı taraflıdır.

Sabah kalktığımda giydim formamı maçı beklemeye başladım. Saat 4'e doğru uykum geldi tabi, fakat 4 yıl önceki dünya kupasında Japonya'yı izlerken aldığım zevki başka bir takımdan alamadım. Şimdi güleceksiniz tabi, "hehe kikiki Tusubasalar" diye fakat hakikaten Tusubasa gibi fantastik bir futbol söz konusu.

Neden derseniz, adam orta sahanın az ilerisinden freekick atıyor, orta yaparsın değil mi, yok adam kaleye vuruyor. İşin saçma tarafı gol da oluyor yahu.


Şimdi 2010 dünya kupasındaki grubuna bakalım Japonya'nın: Kamerun(1-0), Hollanda(0-1) ve Danimarka (3-1)dan oluşan gruptan 2. olarak çıkan bir takımdan bahsediyoruz, daha sonra Paraguay ile 0-0 biten maçı penaltılar ile 5-3 kaybediyorlar. O yüzden ben bu gruptan çıkacaklarına inanıyorum.

Uzun bir bekleyiş ardından (saat 04:00 ne FIFA? - bir daha olmasın; olmayacak) Taraflar sahaya çıktığında kıllanmadım değil. Zira Fildişili oyuncuların boyutuna bakıyorum da adamların baldırları bile benim göbeğim kadar ki 90 kilo adamım, az buz bir şey değil.

Fakat bir diğer yandan, ufacık sahil koskoca aday yener mi yahu diye içimden geçirmeden de edemiyorum,  Japonya'nın galibiyetine inanmaya devam ediyorum. Maçtan önceki görüşüm ilk yarı Fildişi, ikinci yarı Japonya ve üst şeklindeydi. Japonya'nın hazırlık maçlarına baktığımda hep geriden gelip kazandılar.
Maçın ilk dakikalarında da öyle bir görüntü sergilendi, Fildişi saldırıyordu. Fakat birkaç dakika geçtikten sonra Fildişi'nin muazzam bireysel kalitesine rağmen düzensizlikleri baş göstermeye başladı.  Japonya oyuna hakim olmaya başladı. Ve 16. dakikada Honda'nın fantastik golü ile 1-0 öne geçtik. Pas oyunu ile oyunu tutmasını da bildik, Fildişili oyuncuların Japonya'yı fazla ciddiye almaması ile fantastik top çalmalara imza atıp, ilk yarıyı baskın bir oyunla 1-0 kapattık. Drogba'nın oynamaması da büyük bir etkendi elbette, ileride Fildişi top tutmakta zorlandı.


2. yarının ilk 10 dakikası Japonya oldukça istekli başladı, gol atamayınca hastalıklı olayımız olan yan toptan gol yememiz çok doğaldı zira Fildişi'nin gözle görülür bir boy avantajı var.

62. dakikaya kadar her şey iyi güzeldi, Fildişi geliyor ama geldikleri gibi gidiyorlardı. Fakat 62 dakikada Drogba giriverdi, Drogba maç içinde ne yaptı derseniz, adamın bir şey yapmasına gerek yok. Varlığı ile Fildişi takımını birleştirdi (adettendir, Fenerliyim). Kendi kendine takılan dünya yıldızları bir anda ortak payda da buluşup takım oyunu oynadılar ve tam 4 dakika sonra maç 2-1 oldu. 64. dakikada Bony ön direkten uzak köşeye gönderdiği top ile Kawashima'yı avladı. Bundan tam 2 dakika sonra ise yine aynı yerden fakat bu sefer Gervinho'nun kafa golü ile Kawashima'nın kapattığı köşeyi koruyamamasından dolayı 2-1'i gördük. 
66. dakikadan sonra Japonya yine öndeymiş gibi kontrollü oynamaya devam etti, fakat Honda'nın yorulması  ve Kagawa'nın beklenen performansının çok altında bir futbol oynaması ile organize bir atak yapamadık.

Arada Uchidanın kanattan bindirip orta yapması da işe yaramadı (yaramaz tabi adamlar senden 1 metre daha uzun,yerden oyna yerden!). Arada Fildişi Drogba'ya pas veriyor Drogba da topu ayağında tutarak zaman geçiriyordu son anlarda, 3 adet Japon futbolcunun etrafında dönmesine de aldırış etmedi tabi. Son anlara doğru bir freekick olur Honda bizi tekrar şahlandırır mı diye düşündüm ama yok. Maçın son 10 dakikası Fildişi sahilinin topu korner bayrağında tutup, sakatlık numarası yapmak ile geçti (futbola yakışmayan görüntüler bunlar).



Gece yenilen Japon taraftarların tribünde çöp toplamasıyla son buldu. Bendeniz ise üzüntülü fakat yarına umutla bakan bir insan olarak uykuya daldım.

Tarık Uslu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder